Elazığ ve Tunceli’de gerçekleşen Bölgesel Kalkınma ve İş Dünyasının Rolü adlı toplantılarda konuşan DOGÜNSİFED Başkanı Tarkan Kadooğlu; Küresel Düşünüp Yerel Davranıyoruz.

 

TÜSİAD ve TÜRKONFED’in Kalkınma Ajansları ile iş dünyasının gönüllü temsil örgütleri arasındaki işbirliğini güçlendirmek amacıyla düzenlediği toplantı serisinin üçüncüsü Elazığ’da gerçekleştirildi. 

“Bölgesel Kalkınma ve İş Dünyasının Rolü” başlıklı toplantıda bölgenin iş insanları ile kalkınma, yerel ihtiyaçlar ve öncelikli proje alanları değerlendirildi.

Sultan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, DOGÜNSİFED Başkanı Tarkan Kadooğlu, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ve işadamları katıldı. 

DOGÜNSİFED Başkanı Tarkan Kadooğlu Elazığ’daki konuşmasında şunları söyledi: 

Bölgesel kalkınma olgusunun en önemli parametresinin adil bölüşüm olduğunu söylemek yanlış olmaz kanımca. Bölgesel kalkınmadan kastımız ise bölgeler arasında var olan eşitsizliği giderme çabalarıdır. Bölgeler arası eşitsizlik sanayileşmenin belli bölgelerde toplanması sonucu ortaya çıkmış, geri kalmış bölgelerde ise sanayileşe-me-menin yanında bir de bazı sosyal, siyasi ve diğer toplumsal olaylar neticesinde bu eşitsizlik daha da derinleşmiştir. Bugün Elazığ’da bu toplantıyı yapmamız son derece anlamlıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu İş İnsanları olarak bu eşitsizliklerin ve kalkınma stratejilerinin üzerinde her gün düşünüyor ve neler yapılabileceği konusunda sürekli bir araya geliyoruz. Biz biliyoruz ki bu bölgedeki herhangi bir şehrin geri kalması hemen yanı başındaki diğer şehirleri de etkilemekte ve zincirleme bir etki yaratmaktadır. Bu iki bölgemizin ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve psikolojik sorunları bu bölgede yaşayan her insanın yaşam kalitesini etkilemektedir. Dolayısıyla bizlerin bu konuda çözüm üretme çabalarımızın anlamı daha müreffeh bir Türkiye içerisinde yine müreffeh bir Doğu ve Güneydoğu yaratmaktır. 

Bölgelerimizin iktisadi altyapısı her ne kadar istediğimiz düzeyde olmasa da son yıllarda büyük mücadelelerle kalkınma ve gelişme yönünde büyük adımlar atıldığına inanıyorum. Bölgelerimizde yatırım yapan her iş insanının iktisadi bir kazanç sağlamaktan öte bölgesel kalkınmaya hizmet etmek bilincinde olduğunu da iyi biliyorum. Bizler; bu bölgelerimiz için, Türkiye için birer tuğla koyup bu ülkeyi birinci sınıf bir ülke yapmak ve bu ülkede yaşayan herkesin birinci sınıf vatandaş olması için çabalamak zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. 

Bölgede yatırım yapan işadamları olarak uzun yıllar devletin bölgelerimize teşvikler ve krediler vermesi konusunda çabaladık. Bu çabalarımızın sonucunda da devlet çeşitli kredi, teşvik ve hibe sistemlerini uygulamaya sokmuş ancak Türkiye’nin başka bölgelerinde de verilen bu destekler bölgelerimizin yatırımda avantajlı konumdan dezavantajlı konuma düşmesine sebep olmuştur. Hükümetin geri kalmış yörelerin kalkındırılması için çıkardığı Bölgesel Teşvik Yasası ile birlikte Temmuz 2009 ile Aralık 2009 dönemi arasında toplam 1.523 teşvik belgesi düzenlenmiş. Bu belgelerin toplam yatırım tutarının yüzde 45`ini birinci bölgeye gitmiştir. En fakir illerin bulunduğu dördüncü bölge için yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri için yapılan başvurular ise vergi, arazi ve sigorta primi teşviklerine rağmen sadece yaklaşık %9’da kalmıştır. Bunu 21 şehre böldüğümüzde ise il başına düşen yatırım miktarının çok küçük olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla bizler bugün artık yeni bir model ve paradigma öneriyoruz, devletten teşvik veya kredi yerine birlikte yatırım yapmayı öneriyoruz. Bu yüzden DOGÜNSİFED olarak Devlet Özel Sektör El Ele diye bir çalışma başlattık. Kamu Özel Sektör işbirliği adı altında bu bölgelerdeki her şehre en uygun yatırımı birlikte teşhis edip hep birlikte elimizi taşın altına koymayı öneriyoruz. Altyapıdan, Eğitime, Turizmden, Sanayiye birçok alanda işbirlikleri yapabilir, binlerce kişiye istihdam sağlanabilir, yüzlerce okul yaptırabilir ve bu bölgelerimizi hak ettiği konuma getirebiliriz. Yıllardır Batı ülkelerinde uygulanan bu yöntemle yaşam kalitesinin ne kadar hızlı artacağına hep birlikte şahit olacağımıza da yürekten inanıyorum. Doğu ve Güneydoğulu iş insanları olarak “Küresel Düşünüp Yerel Davranıyoruz.” 

Sözlerime son verirken, Federasyonumuz bünyesinde yer alan ELSİAD, EMMAD ve ELİŞKAD’ın Başkanlarına ve Başkanları nezdinde tüm üyelerine hem Elazığ hem de bölge için yarattıkları katma değerden ötürü teşekkürlerimi sunar herkesi saygıyla selamlarım.” 

DOGÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu Tunceli’deki yaptığı konuşmada ise şunları söyledi: 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde karşılaştığımız birçok ekonomik sorun bugün bu toplantıyı gerçekleştirdiğimiz Tunceli için de farklı değildir. Bölgede yeterli olmayan sanayileşmeden, işsizlikten, verimli olmayan tarımsal üretimden ve dışarıdan gelmeyen yatırımdan payını Tunceli de almaktadır. Tunceli’nin ekonomik yapısına baktığımızda ilk etapta pozitif bir tabloyla karşılaştığımızı söylemek çok güçtür. Tunceli’de sanayileşme yok denecek kadar azdır demek yerine, sanayileşme hiç yoktur demek daha doğru bir tabir olacaktır kanımca. Tunceli, TRB1 bölgesinde sanayinin en az geliştiği il olup; hem istihdam hem de Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı şirket sayısı bakımından bölgenin ve Türkiye’nin çok gerisinde kalmıştır. 

Türkiye ve Avrupa’nın en büyük milli parklarından biri olan büyüleyici Munzur Vadisi’ne rağmen Turizm rakamlarının da çok düşük olduğunu üzülerek görmekteyiz. 

Bu veriler ışığında Tunceli’nin kalkınmasına yönelik en önemli adımların başında, ilde mevcut yer altı ve yerüstü kaynakların değerlendirilmesine yönelik orta ölçekli emek-yoğun teknolojilerin kurulması gerektiğine inanıyoruz. 

Sanayileşememenin getirdiği dezavantajı ortadan kaldırmak için özellikle organik tarım ve doğa turizmini öne çıkarmak bizce atılması gereken en önemli adımlardır. Munzur vadisi Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük milli parklarından biridir. Barındırdığı bitki ve hayvan çeşidi itibariyle çok önemli bir milli park statüsünde olan Munzur Vadisi hem doğa turizmi anlamında hem de tarımsal üretim anlamında çok verimli bir yapıya sahiptir. Bu nedenle Tunceli’nin verimli ve el değmemiş topraklarını, Munzur Vadisi’ni ve girişimci çalışkan insanlarını göz önüne alarak bu alanlar üzerinde kalkınmayı sağlamak mümkündür diye düşünmekteyiz. 

Dersim hem bölgemiz için hem de Türkiye için önemli bir kültürel merkezdir. Dersim’in kalkınmasına çaba harcamak hepimiz için çok elzem bir görevdir.”