TÜRKONFED 14. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi Diyarbakır'da Toplandı 

TÜRKONFED 14. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi 16-17 Aralık 2010`da Diyarbakır`da toplandı. Toplantıda TÜRKONFED Başkanı Celal Beysel ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ve Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra çeşitli illerden çok sayıda iş adamı da hazır bulundu. 

Toplantıda açılış konuşması gerçekleştiren DOGÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan KADOOĞLU’nun konuşma metni: 

DOGÜNSİFED üye derneklerinden DOSİAD’ın ev sahipliğinde yapılan TÜRKONFED 14. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi’ne hepiniz hoş geldiniz. 

DOGÜNSİFED; Yönetimi olarak bu toplantının Diyarbakır’da gerçekleşmesinden son derece memnun olduğumuzu belirtmek isterim. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz için önemli bir yere sahip olan DOGÜNSİFED; farklı şehirlerdeki bölge iş insanlarını bir araya getirmiş ve işbirlikleri çerçevesinde bölgenin kalkınması için yapılan çalışmalara önemli katkılarda bulunmuş bir Federasyondur. Federasyonumuza bağlı bulunan 21 dernek ile birlikte, TÜRKONFED bünyesindeki Federasyonlar içerisinde en büyük federasyon olma özelliğini taşımaktayız. Ayrıca bünyemizdeki 21 derneğe bağlı firmalar ile yıllık 2 milyar dolar civarında ihracat yaparak ve on binin üzerinde istihdam sağlayarak bölge için önemli bir katma değer de sağlamaktayız. Bunun gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. 

Değerli konuklar 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz, kimi zaman teşviklerle, kimi zaman artan ticaret hacmiyle gündemde. Buralara uzaktan bakan bir kişi işlerin yolunda gittiği izlenimine kapılabilir. Ancak ekonomik göstergelere baktığımızda durumun hiç de sanıldığı gibi olmadığı açıkça görülmektedir maalesef. Türkiye’de en düşük kişi başı katma değer bu bölgelerimizdedir. Örneğin Diyarbakır-Şanlıurfa bölgesinde iş gücüne katılım oranı sadece yüzde 34 iken, İşsizlik oranı yüzde 19’dur. Bu oran genç nüfusta yüzde 25’e yakındır. 

Bu tabloya baktığımızda bizler sadece bugün için değil, geleceğimiz için kaygı duyuyoruz değerli misafirler. Bölgelerimizde ilköğretim seviyesinde yani 7-14 yaş gurubunda olan 3 milyon çocuğumuzun bundan 7 yıl sonra işsiz birer gence dönüşeceğini, sosyal ve ekonomik olarak kendini ifade edemeyen bireyler haline geleceğini ve en kötüsü toplumsal fayda sağlayamayacağını bilmek uykularımızı kaçırmaktadır. Bugün kalkınma, barış, demokrasi konularında atacağımız her bir adım yarının gençlerini, yetişkinlerini dolayısıyla geleceğimizi etkileyecektir, bunun farkına varmalıyız. Meselemiz sadece günü kurtarma kaygısı değildir, olmamalıdır. Dolayısıyla kısa vadeli iktidar hesaplarıyla, güç odaklarının hesaplaşmalarıyla kaybedecek zamanımız yoktur. Bu nedenle iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, demokratik kitle örgütleriyle ve kanaat önderleriyle tüm kesimleri bölgemizi iyi analiz etmeye ve gelecekteki çocuklarımıza kaygıyı miras bırakmayacak şekilde sağduyulu davranmaya davet ediyoruz. 

Hep söylenir, Mezopotamya verimli topraklarıyla büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir coğrafyadır. Bugün de bu bölge yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla oldukça zengin bir coğrafyaya sahip aslında. İşte bu zenginlikleri harekete geçirmek için büyük yatırımcıların korkmadan, çekinmeden bölgelerimizde yatırım yapmasını bekliyoruz. Evet, sermaye ürkektir, para korkaktır, güvenlik sorunu önemlidir. Ancak bu sorunları el birliği ile aşmaktan başka çaremiz de yoktur. Dünkü kalkınma ajansları toplantısı ve bugünkü TÜRKONFED Zirvesi toplantılarının bu sorunları aşmada bir kilometre taşı olmasını ümit ediyorum. Herkesin şapkasını önüne koymasını ve bu minvalde düşünmesini bekliyoruz. Zira artık bizim bekleyecek bir günümüz bile yoktur. Bu konuyu bir sosyal sorumluluk projesi gibi görmek lazım artık. Örneğin Batılı işadamlarının yanı sıra, Batıya göç etmiş ya da orada yatırımları olan Güneydoğulu büyük işadamlarının ellerini taşın altına koyup, bu meseleyi bir sosyal sorumluluk projesi olarak görmelerini ve yatırımlarının %10’unu bu bölgede yatırım yapmak için ayırmalarını bekliyoruz.

Değerli Misafirler, 

Bölgemizin ve Türkiye’nin en büyük sorunu hepimizin malumu Kürt sorunudur. Hükümetin başlattığı Demokratik açılım hamlesi doğrudan Doğu’yu ilgilendiriyor gibi gözükse de Türkiye’nin geleceği için tarihi öneme sahip adımları beraberinde getirmektedir. Bizler bunun farkındayız ve bu yönüyle de bu çabayı destekliyoruz. Ancak burada altını çizmekte yarar gördüğümüz bir hususu da paylaşmadan geçemeyeceğim. Açılım süreci maalesef yerelden kopuk bir şekilde ve toplumun kılcal damarlarına inmeden ilerlemektedir. Yerel dinamikleri, bölgenin sivil toplum örgütlerini ve kanaat önderlerini de sürecin içine katmadan yapılan çalışmalar korkarım ki tam anlamıyla sonuç getirmeyecektir ya da sonucu geciktirecektir. Dolayısıyla bizler bu Açılım hamlesinin başarılı olmasını yürekten isteyen insanlar olarak, sürece her kesimin dahil edilmesinin bu hamleyi daha da güçlü kılacağına inanıyoruz. Açılım süreci içerisinde elbetteki bazı olumlu adımlar atılmıştır. Bu bağlamda, Hükümetin GAP, DAP ve diğer iktisadi tedbirlerini, TRT ŞEŞ gibi siyasi ve kültürel açılımlarını takdirle karşılıyoruz. Ancak bizce yapılması gereken çok şey, aşılması gereken çok yol vardır. Yapılacak şeylerin en başında ise eşit yurttaşlık ilkesinin bu topraklarda artık hissedilir olmasını sağlamak geliyor. Eşit yurttaşlık yeni anayasa ile çağdaş demokrasilerde olduğu gibi güvence altına alınmalı ve bu minvalde yeni ve sivil bir anayasa süratle hazırlanmalıdır. Seçim bu konunun gecikmesi için bir bahane olmamalıdır. 

Değerli Konuklar, 

Birlikte yaşamanın en temel kuralı karşılıklı empati, barış, demokrasi ve huzur ortamıdır. Bizler; barışı ve huzuru bozacak her türlü eylem ve söyleme karşıyız. Aksi yönden gelecek kışkırtmalara, kimden ya da nerden gelirse gelsin kapılamayız. Çatışmaların durmasını ve silahların susmasını her kim söylerse söylesin bizler onun yanındayız. Çünkü bu toprakların insanları hep birlikte ama eşit olarak yaşamak için inatla çaba sarf ediyor ve bizler bu çabanın önemini değerini anlamak zorundayız. 

Barış ve kardeşlik tarihte olduğu gibi yarın da bu topraklarda hüküm sürecek bundan kuşkumuz yok. 

Ama gelin hep birlikte bu zamanın çabuk gelmesi için elimizden geleni yapalım. Kimimiz istihdam yaratalım, kimimiz eğitime katkıda bulunalım, kimimiz hastane kimimiz okul yapalım, kimimiz de fikirlerimizle destekleyelim. Şiddetin olmadığı bir MEZOPOTAMYA, tarihte oynadığı önemli rolü bugünün Dünyasında da muhakkak oynayacaktır. 

Sözlerime son verirken, bu toplantının Diyarbakır’da gerçekleşmesinde önemli destekleri olan Sayın Valime, Büyükşehir Belediye Başkanıma, TÜRKONFED Başkanıma ve Yönetim Kurulu Üyeleri’ne, TÜSİAD Başkanıma ve Yönetim Kurulu Üyeleri’ne bugüne kadar DOGÜNSİFED’e verdikleri desteklerden ötürü teşekkür ederim. 

Gelle mevana hun xer hatin. Ser Sere min Ser çave min hatin. Spasiye ve hemuya dikem.