DOGÜNSİFED 4. Genel Kurul'u Yapıldı. Tarkan Kadooğlu Güven Tazeledi.

15 Mart Salı günü Diyarbakır Clas Otelde düzenlenen DOGÜNSİFED 4. Genel Kurulu’nda tek liste olan Tarkan Kadooğlu Başkanlığı’ndaki liste yeniden yönetime seçildi. Bölge iş dünyasında en büyük sivil toplum örgütü olan DOGÜNSİFED Genel Kurulu’nun Divan Başkanlığı’nı Diyarbakır Ticaret Odası Meclis Başkanı Burhan Sümer gerçekleştirdi. Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl ve Diyarbakır Barosu Başkanı M.Emin Aktar da Genel Kurul’u izleyen konuklar arasındaydı. Genel Kurul sonrası seçilen liste şöyle; "Tarkan Kadooğlu, Şahİsmail Bedirhanoğlu, Fethi Baytekin, Abdulnasır Duyan, Fidan Aydın, Raif Türk, Veysel Solmaz, İbrahim Güngör, M.Kemal Bilim, Yahya Alper Bektaş, Zeki Tutal, A.Aziz Özkılıç, Cevahir Asuman Yazmacı, Hülya Çetin, Nesrin Özdemir, Veli Kaya ve Halit Ensarioğlu."

Tarkan Kadooğlu`nun Genel Kurul`da yaptığı konuşması; 

Değerli üyeler, bildiğiniz üzere DOGÜNSİFED; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz için bugüne kadar oldukça önemli bir rol üstlenerek bölge iş insanlarını bir araya getirmiş ve bölgenin kalkınması için yapılan çalışmalara önemli katkıda bulunmuş bir Federasyondur. Federasyonumuza bağlı bulunan 21 İş insanları derneğiyle birlikte, TÜRKONFED bünyesindeki Federasyonlar içerisinde en büyük federasyon olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca bünyesindeki 21 derneğe bağlı 1396 firma ile yıllık 2 milyar dolar civarında ihracat yaparak bölge için önemli bir katma değer de sağlamaktadır. Bu açıdan baktığımızda hepimizin üstünde ağır bir yük ve sorumluluk olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

DOGÜNSİFED 2004 yılından bu yana önemli çalışmalara imza atan bir federasyon oldu. Gerek benden önceki dönemde gerekse de benim başkanlığını yürüttüğüm 2008-2011 yılları arasında bu bayrağı hep ileriye taşıma gayretinde olduk. 2008 yılında 16 olan üye dernek sayımız bugün 21 olmuştur. Federasyonumuz içerisinde yer alan işkadını derneklerimizin artışı ile birlikte önemli bir gelişme katettik. Bünyemizdeki işkadınları derneklerinin sayısı 7’yi bulmuştur. Yani üyelerimizin 3’te biri işkadınları derneğidir, dolayısıyla kadınların temsiliyeti açısından bu oran bizi son derece memnun etmiştir. 

Hepinizin bildiği gibi DOGÜNSİFED Başkanı olarak, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini de yürütmekteyim. Yine TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyeliği’nde 2 olan sayımızın yeni dönemde 3 olacağını şimdiden müjdelemek isterim. Zira bölgelerimizin ulusal mekanizmalar içerisinde temsil edilme oranının artması hepimiz için son derece önemlidir.

TÜRKONFED üzerindeki etkinliğimiz sayesinde TÜRKONFED’in düzenlediği ve Batı iş dünyasını bölgelerimiz ile buluşturan “Başkanlar Konseyi toplantıları”, Girişim ve İşdünyası Zirveleri” gibi toplantılardan bazılarının Mardin, Şanlıurfa, Elazığ, Tunceli ve en son Diyarbakır’da gerçekleşmesini sağladık. Ulusal sermayenin bölgelerimizle temas etmesi ve ileride yaratılacak potansiyel yatırımlar açısında son derece önemli olan bu toplantılar sayesinde öyle umuyorum ki orta vadede farklılıklar yaratmayı başaracağız. Ayrıca söz konusu toplantıların gelecek dönemde diğer şehirlerimizde de gerçekleşmesi için gerekli çalışmaları etkin bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ve farkındayız ki Bölgelerimiz bugüne kadar olduğundan çok farklı gösterilmiş ve hak etmedikleri oranda yatırımlardan ve ilgiden uzak kalmışlardır. Dolayısıyla bu toplantılar Batı iş dünyasına bölgemizi tanıtma ve hak ettiği konuma gelmesini sağlama açısından önemli birer araçtırlar. 

Yine benzer şekilde Yönetim Kurulu toplantılarımızı her ay farklı bir şehirde yapmaya gayret ettik ve bu toplantılara o kentteki mülki idare amirlerini davet etmeye özen gösterdik. DOGÜNSİFED yönetimi ve üye dernekleri olarak katıldığımız bu toplantıların o kentteki derneğimizin konumunu güçlendirmeyi hedefledik ve bunda da başarılı olduğumuza inanıyoruz.

Kamuoyu ile ilişkilerimiz düzenli yaptığımız basın açıklamalarımız sayesinde bugüne kadar gayet olumlu bir şekilde ilerlemektedir. Gerek bölgemizi gerekse de ülkemizi ilgilendiren, siyasi, toplumsal, iktisadi, kültürel her olayda fikir beyan ettik. Yerel ve ulusal basında, televizyon programlarında yer alarak bu fikirlerimizi kamuoyu ile paylaştık. Bölgelerimizin yaşadıkları sorunlardan; Kürt meselesi, işsizlik sorunları, yoksulluk, toplumsal sorunlar ve diğer kültürel sorunları her platformda dile getirmeye çalıştık. İlgili bakanlıklara ve kişilere bölgelerimizin sorunları ile ilgili dosyalar ilettik, çalışmalarımızı paylaştık. Örneğin, Kamu özel sektör işbirliği adını verdiğimiz ve devletin bölgelerimizin iktisadi sorunlarına çözüm bulma noktasında öneriler sunduğumuz model, kamuoyu tarafından geniş ilgiyle karşılandı. Gerekli merciler ve hükümet ile bu konuyu her zaman paylaştık ve konuşmacı olarak katıldığımız her toplantıda bu fikirlerimizi beyan ettik. Bundan sonra da bu konuda gerekli çalışmaları yapmaya devam edeceğiz ve gündemde tutmaya çalışacağız. 

Yine benzer şekilde, TÜSİAD’ın önerisinden yola çıkarak, “Yatırım Danışma Konseyi” kurma çalışmalarına ivedilikle başladık. Bölgelerimiz için hayati öneme sahip olan yatırım konusu üzerine eğileceğimiz söz konusu Konsey’i bölgedeki diğer kurum ve kuruluşların da görüş ve önerileriyle hazırlamaya çalışıyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi bu konuyu son derece önemsiyor ve dışarıdan gelecek yatırımlar için bir zemin ve eylem planı hazırlamak için her kesimle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Sanıyorum ki önümüzdeki dönemlerde bu konu hem bölgelerimiz hem de ülkemiz açısından son derece etkili olacaktır.

Bölgemizde yaşanan her olayı ve gelişmeyi yakından takip ederek, bölgelerimizdeki diğer sivil toplum kuruluşları, kamu kuruluşları, iktisadi ve siyasi aktörlerle ilişkilerimize önem verdik. Dolayısıyla bölgemizde yapılan her türlü etkinlik ve toplantılara katılmaya, federasyonumuzu temsil etmeye özen gösterdik. 

Diyarbakır Valiliği ile birlikte SODES kapsamında 90 gencimize temel girişimcilik bilgilerinin yanı sıra pazarlama, iş planı hazırlama, fizibilite çalışmaları gibi eğitimleri içeren bir projemizi hayata geçirdik. 

Elbette yaptığımız çalışmalar üzerinden tek tek gitmek ve burada sizlerin vaktini daha fazla almak istemiyorum. 

Bölgelerimiz için her ne kadar olumsuz görüşler duymaya alışık olsak da, bugün büyük bir memnuniyetle görüyoruz ki birçok şehrimizde Organize Sanayi Bölgelerimiz’de yer kalmamış durumdadır. Mardin, Malatya, Diyarbakır gibi OSB’lerimizin her ne kadar altyapı sorunları olsa da bugün doluluk oranına ulaşması bizler için son derece memnuniyet vericidir. 

Bölgelerimiz için hayati öneme sahip olan komşu ülkelerimiz ile olan ticaretimiz son yıllarda gelişen olumlu hava ile birlikte sürekli olarak artmıştır. Bu da beraberinde bölgelerimizin kalkınmasını ve cazibe merkezi haline gelmesine yol açmıştır. Yine sevinerek söylemek isterim ki bölgelerimizde üretilen mal ve hizmetin büyük kısmı Irak, Suriye, İran ve diğer Ortadoğu ülkelerine pazarlanmaktadır. Bu ülkelere olan yakınlığımız ve Türkiye’nin komşularla sıfır sorun politikası sonucu yaşanan bu gelişmeler ışığında önümüzdeki günlerde büyük sıçramalar gerçekleştireceğimizi düşünüyorum. 

Ayrıca bu gelişmeleri yakından ilgilendiren DAP, GAP projeleri 2013 yılına kadar bittiği takdirde tarım ve tarıma dayalı sanayide oluşacak gelişme bölgelerimiz için son derece önemli olacaktır. Eğer bu projeler hayata geçirilirse bölgelerimizdeki işsizliğin azalmasının ve gelir seviyesinin yükselmesinin uzak olmadığının altını çizmek isterim. 

Hepimizin malumu Türkiye bir seçim sürecine girmiştir. Günümüz demokrasilerinin olmazsa olmazı olan halkın yönetimi seçme hakkını, halkımızın en etkili şekilde kullanacağını umuyorum. Ülkemiz demokratikleşme anlamında çok hassas bir süreçten geçiyor. Daha önce konuşulamayan, tartışılamayan birçok şeyin artık serbest hale geldiğine hepimiz tanıklık ediyoruz. Bu gerçekten çok sevindirici bir durum.Ancak yeterli olmadığını da her fırsatta dile getirdiğimiz gibi şimdi de söylemek durumundayız. Her bölgesinin eşit kalkındığı ve eşit olduğu bir Türkiye sadece Avrupa Birliği için değil dünyanın geri kalanı için de örnek olabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bu, yeni bir sivil anayasa ile mümkün olabilecektir. Eşit yurttaşlık ilkesini esas alan bir anayasaya ihtiyacımız olduğu artık yadsınamaz bir gerçektir. Dolayısıyla bu anlamda sivil toplum kuruluşları olarak bizler, bu sürecin hem sağduyulu bir şekilde atlatılmasını hem de yeni bir anayasaya duyduğumuz özlemi dile getirmeliyiz diye düşünüyorum. Seçimi kim yada hangi parti kazanırsa kazansın, Yeni bir anayasa ile tüm ülkenin kazanacağı aşikardır.

Bizler yeni anayasa ve demokratik seçim süreçlerini konuşurken hemen yanıbaşımızda Ortadoğu ülkelerinde yaşananlar gerçekten ibret vericidir. Yönetime katılım, demokrasi, çoğulculuk ve seçme-seçilme hakkı gibi hakların kazanılmasının ne kadar hayati olduğunu başta Tunus, Mısır ve Libya olmak üzere diğer Ortadoğu ülke halklarına bakarak daha net anlama imkanına kavuşmaktayız. Elbetteki bu ülkeler ile olan ekonomik ilişkilerimiz yaşanan bu olaylardan büyük yaralar aldı. Umuyoruz ki diktatörlüklerle yönetilen bu ülkelerde demokrasi güçleri galip gelir ve daha demokratik bir Ortadoğu ile hem ticari hem de insani ilşkilerimiz bir adım daha öteye gider. 

Huzurunuzda başkanlığım dönemimde yönetim kurulu üyesi olarak görev alan tüm başkanlarıma şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bizleri yalnız bırakmayan bütün üye dernek başkanlarımıza ve çalışmalarımızı kamuoyuna aktaran değerli basın mensuplarına da teşekkürü bir borç bilirim.

Bu vesileyle yaklaşan Newroz Bayramınızı tebrik eder, herkesin bu bayramda sağduyulu hareket etmesini temenni ederim.