Yönetim Kurulu Başkanımız Tarkan KADOOĞLU PERYÖN ve TÜGİAD işbirliği ile 25 Kasım Cuma günü gerçekleştirilen Genç İşsizlik Çalıştayı’nda konuştu

PERYÖN ve TÜGİAD işbirliği ile 25 Kasım Cuma günü gerçekleştirilen Genç İşsizlik Çalıştayı’nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanımız Tarkan KADOOĞLU; “Türkiye, özellikle 2001 yılı mali krizinden bu yana süregelen bir işsizlik olgusu ile karşı karşıya. Normal şartlar altında, makro ekonomi düzeldikçe istihdam belli bir gecikme ile yeniden artar ve işsizlik azalır. Ancak sık sık yaşadığımız krizler işsizliği yapısal bir sorun haline dönüştürdü. Bu nedenle, 2001 krizi sonrasında hızlı bir büyüme dönemi yaşamış olmamıza rağmen, her sene çalışma çağına eklenen 800 bin kişilik ilave nüfus için iyi gelir getiren yeterli iş imkanı yaratamadık.”diyerek genç işsizliğin önündeki engelleri ve aşma yöntemleri ile ilgili bir konuşma gerçekleşti.
Konuşma metninin tamamı;
Sayın başkanlar, Değerli katılımcılar, Değerli basın mensupları,
Sözlerime hepinizi TÜRKONFED adına saygıyla selamlayarak başlamak istiyorum. Böyle anlamlı bir toplantıda bir arada olmaktan dolayı duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim. Ülkemizin önemli sorunlarından biri olan genç işsizliğini derinlemesine incelenmesine fırsat tanıyan ve bu çalıştayı düzenleyen Türk Genç İşadamları Derneği Başkanı Murat Çoşkunkan nezdinde tüm TÜGİAD’lılara teşekkürlerimi sunarım.
İşsizlik uzun bir süreden beri ülkemizin gündeminde olan önemli bir sorun. Kriz dönemlerinde şiddetini daha çok hissettiren işsizlik, ülke kalkınmasının önünde önemli bir engeldir. 2008 krizi ile birlikte sert bir şekilde daralan istihdam piyasaları son dönemlerde hızla toparlanmış, hatta kriz öncesi seviyeleri yakalamıştır. Bu yılın Ağustos ayında tarım dışı işsizlik oranında rekor seviyede azalış gözlenmiştir. Bu kentlerdeki işsizlik açısından umut verici bir gelişmedir.
Öte yandan, krizden bu yana önemli bir mesafe kat etmiş olsak da işsizlik hala çok fazla. Sanayi istihdamında azalma gözleniyor.
Türkiye, özellikle 2001 yılı mali krizinden bu yana süregelen bir işsizlik olgusu ile karşı karşıya. Normal şartlar altında, makro ekonomi düzeldikçe istihdam belli bir gecikme ile yeniden artar ve işsizlik azalır. Ancak sık sık yaşadığımız krizler işsizliği yapısal bir sorun haline dönüştürdü. Bu nedenle, 2001 krizi sonrasında hızlı bir büyüme dönemi yaşamış olmamıza rağmen, her sene çalışma çağına eklenen 800 bin kişilik ilave nüfus için iyi gelir getiren yeterli iş imkanı yaratamadık.
Bir diğer nokta da Türkiye’de işgücüne katılım oranının %50’lerde seyrediyor olması. Bu durum bize Türkiye’nin beşeri kaynaklarından yeterince yararlanmadığına işaret ediyor. Türkiye’de işgücüne katılım oranının OECD ülkelerinde olduğu gibi ortalama %70 seviyelerine çıkması için yaklaşık 10 milyon kişiye daha iş yaratılması gerekiyor. Dolayısıyla, Türkiye’de asıl sorun işsizlik oranından ziyade istihdam yaratmak.
Bu çerçevede, özellikle gençler, kadınlar ve engelliler işgücü piyasasında daha büyük sorunlarla karşılaşıyor. Genç işsizliği kentlerde %22,4 ile oldukça yüksek bir oran. Neredeyse kentlerde her 4 gençten biri işsiz. İşsizliğin olumsuz etkileri ise en çok gençlerde kendini gösteriyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, işsizlikteki her bir puanlık artış, giriş maaşlarının %7 düşmesine neden oluyor ve bu ücret makası, sonraki yıllarda uzun süre kapanamıyor. Ayrıca, yapılan araştırmalar işsizliğin gençler üzerinde ömür boyu sürecek davranış bozukluklarına yol açtığını da ortaya koyuyor.
Bu bağlamda, bizlere düşen görevler nedir, neler yapılmalıdır?
Öncelikle iş güvencesi yasası özellikle gençler için esnetilmelidir. Almanya gibi birçok ülkede iş güvencesi 25 yaşını doldurmamış ve işyerinde 2 yılını doldurmamış gençler için geçerli değil. Oysa bizde askerliğini yapmamış gençlerin işe alınmaları durumunda, işten askerlik nedeniyle ayrılırken kanunen hak kazandıkları kıdem tazminatı, bu gençlerin işe alınmaları önünde bir engeldir.
İstihdam piyasalarında, özellikle genç istihdamı açısından nitelikli işgücü temini, işgücü piyasalarındaki arz talep uyumsuzlukları diğer önemli bir sorun. Bu sorunun giderilmesinde eğitim çok önemli. Bu bağlamda, çalışan yoğunlaşmasının büyük olduğu organize sanayi bölgelerine, bölge büyüklüğü ile orantılı, bölge sanayicisinin nitelikli eleman ihtiyacını karşılayabilecek eğitim merkezleri oluşturma zorunluluğu getirilmelidir. Bu sayede bölge çalışanlarının eğitimine ve teknolojik değişime ayak uydurmalarına önemli katkılar sağlanabilir. Ayrıca, işletmelerin mesleki eğitim vermeleri teşvik edilmeli ve mesleki eğitim veren sanayi işletmelerine verilmekte olan desteklerdeki bürokratik süreçler hafifletilmelidir.
Bu bağlamda, ülke genelinde topyekun bir dönüşümün, sanayinin ülke geneline yayılmasından, sanayide daha rekabetçi bir yapısal dönüşüme kadar bir sürü konu masaya yatırılmalıdır.
İşsizliğin özellikle genç işsizliğinin belli bölgelerde çok yüksek seviyelerde yaşandığını gözlemliyoruz. Özellikle bu bölgelerde sanayinin teşvik edilmesinin, işsizlikle mücadele ve toplumsal huzur açısından çok önemli bir rolü olacağını düşünüyoruz. Hammaddeye dayalı sanayinin gelişmiş olduğu bu bölgelerde emek yoğun sektörlerin desteklenerek geliştirilmesi, hem sanayide gelişim, hem de özellikle genç işsizlikle mücadelede başlangıç teşkil etmesi açısından önemli bir rol oynayabilecektir. Buradaki emek gücünün geliştirilmesi ve emek piyasalarının niteliğe uygun hale getirilmesi için de mesleki eğitimlerin bu bölgelerde yoğunlaştırılması ise önem kazanmaktadır.
Öte yandan, özellikle gelişmiş bölgelerde emek yoğun teknolojiler yerine sermaye yoğun teknolojilerin ön plana çıkarılarak, teknolojiye ve Ar-Ge’ye dayalı üretimlerin desteklenmesi bu bölgelerde sıklıkla gözlemlenen lise ve üzeri eğitimli işsiz nüfusun yönlendirilmesi açısından da anlamlı olacaktır. Özellikle kadınlarda nitelikli elemanların işsiz olması, buradaki kaynağın değerlendirilememesi, uzun vadeli ekonomik büyüme perspektifinden uzak bir görünüm sergilemektedir. Dolayısıyla bu sorunu giderecek mekanizmalar derhal devreye sokulmalıdır. Tabii ki, bu yeniden yapılandırma sürecinde, eğitim ve işgücü piyasasına bir esneklik de kazandırılması gerekliliğinin bir kez daha altını çizmek isterim.
Beni sabırla dinlendiğiniz için teşekkür ederim…